Sponsor

Posted: Ocak 26, 2015 in İşletme

http://www.kaprisli.com

Finansal Kaldıraç = Toplam Borçlar / Toplam Varlıklar

Borç oranı olarak da bilinen bu oran borçların toplam aktiflere bölünmesiyle hesaplanır.

Hesaplama sonucunda ulaşılan değer varlıkların ne kadarının borçlar ile finanse edildiğini göstermiş olur. Yüksek borç işletmenin ödeme riskini arttıracağı için kreditörler bu oranın düşük olmasını tercih ederler fakat belirli seviyede yabancı kaynak kullanımı öz sermaye karlılığını arttırıyorsa olumlu karşılanabilir. Bu durum “kaldıraç etkisi” olarak tanımlanmaktadır. Daha açık bir ifadeyle ortaklar daha düşük sermaye koyarak daha fazla öz kaynak karlılığı elde ediyorsa borçlanma tercih edilebilir.

Sektörler arasında karşılaştırma yapıldığında oldukça farklı kaldıraç oranları ile karşılaşılabilir. Örneğin sermaye yoğun sanayi işletmelerinde yüksek kaldıraç kullanılırken, yazılım ya da teknoloji şirketinde düşük kaldıraç kullanılması beklenir. Genel olarak 1/2 oranında finansal kaldıraç normal kabul edilir.

Sentetik vadeli işlem kısa pozisyonu:

Aynı anda, aynı sayıda
Satım opsiyonu satın al + Alım opsiyonu sat

Örneğin endekse dayalı sentetik vadeli işlem kısa pozisyonu alındığında endeksin düşmesi durumunda sonsuz kar imkanı, endeksin yükselmesi durumunda sonsuz zarar riski bulunmaktadır.

sentetik-kisa

Sentetik vadeli işlem uzun pozisyonu:

Aynı anda, aynı sayıda
Alım opsiyonu satın al + Satım opsiyonu sat

Örneğin endekse dayalı sentetik vadeli işlem kısa pozisyonu alındığında endeksin düşmesi durumunda sonsuz zarar riski, endeksin yükselmesi durumunda sonsuz kar imkanı bulunmaktadır.

sentetik-uzun

Çevrim :
Sentetik bir vadeli işlem kısa pozisyonunun normal bir vadeli işlem uzun pozisyonuyla birleştirilmesi ile oluşturulur.

Ters çevrim:
Sentetik bir vadeli işlem uzun pozisyonunun normal bir vadeli işlem kısa pozisyonuyla birleştirilmesi ile oluşturulur.

Relatif Güç Endeksi en çok bilinen osilatörlerden biridir. Bir hisse senedinin incelenen periyod içindeki bir önceki güne göre yükselen günleriyle bir önceki güne göre düşen günlerini bularak bunları birbiri ile karşılaştırmak ve bu şekilde öngörülerde bulunabilmeyi amaçlamaktadır.İlk olarak J. Welles Wilder tarafından, Haziran 1978 tarihli Commodities ( Futures ) Magazine’deki bir makalede adı geçmiştir. Wilder’in ” Technical Trading Systems” kitabında hesaplanması ve yorumlanması adım adım anlatılmıştır. Adının Relatif Güç Endeksi olmasının yarattığı yanlış anlamada olduğu gibi, iki ayrı hisse senedinin relatif gücünü değil, tek bir hisse senedinin kendi iç gücünü ifade eder. O nedenle “İç Güç Endeksi” demek, belki daha doğru bir tanımlama olur.

RSI formülü:

RSI=100-{100/[1+(U/D)]}

Burada;

U= Yukarı fiyat değişiminin ortalaması

D= Aşağı fiyat değişimini ortalaması

Yorumlanması

Wilder RSI’ı ortaya attığında 14 günlük RSI kullanılmasını önerdi ama, 9 günlük ve 25 günlük RSI’lar da oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Çünkü, RSI hesaplamasında zaman periyodunu istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz, hatta tecrübelerinizle en iyi çalışan zaman periyodunu seçmeniz tavsiye ediliyor. Sadece, baz alınan zaman ne kadar kısa olursa, indikatörün o kadar oynak olacağı akıldan çıkarılmamalıdır.

RSI 0 ile 100 arasında salınan bir fiyat izleme osilatörüdür.

RSI’ın genel kabul gören yorumlama yöntemlerinden biri, uyumsuzluklara bakmaktır. Fiyatlar yukarı giderken ve yeni zirveler yaparken, indikatörün önceki zirvelerini geçememesi bir uyumsuzluktur. Bu uyumsuzluk, güç kaybının ve bir geri dönüş olabileceğinin belirtisidir.

Tepeler ve Dipler:RSI genellikle 70’in üzerinde tepeler, 30’un altında dipler yapar ve bu tepe ve dipleri genellikle fiyatlardan daha erken yapar.

Formasyonlar: RSI grafiği üzerinde de, fiyat grafiğinde olduğu gibi formasyonlar oluşur ( omuz-baş-omuz veya takoz formasyonları gibi ). Bu formasyonlar bazen fiyat grafiği üzerinde belirgin olarak görülmeyebilir. Ama bu yanıltıcı olmamalı, indikatör grafiğinde oluşan formasyonlar da izlenip, dikkate alınmalıdır.

Hatalı Salınımlar: (destek / direnç ihlalleri veya kırılmaları olarak da bilinir.) Bu olay RSI önceki tepesini aştığı veya önceki dip noktasının altına düştüğü zamanlarda olabilir. Bir süre sonra, indikatör düzelir ve normal seyrine devam eder.

Destek ve Dİrençler: RSI grafiğinde de, destek ve direnç hatları oluşur hatta bazen direnç ve destekleri fiyat grafiğinden çok daha net gösterir.

İşletme Sermayesi Devir Hızı Oranı : Net Satışlar / Dönen Varlıklar

ya da

Net Satışlar / Ortalama Net İşletme Sermayesi

(Net İşletme Sermayesi : Dönen Varlıklar – Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar)

İşletme sermayesi devir hızı oranı, işletmenin net çalışma sermayesinin bir dönemde kaç defa devrettiğini, net çalışma sermayesinin yeterli olup olmadığını gösterir.

Bu oranın düşük olması, işletmenin aşırı net çalışma sermayesine sahip olduğunu stok ve alacakların devir hızının yavaş olduğunu işletmenin gereksiniminden fazla nakdi değerlere sahip olduğunu gösterebilir. Oranın yüksek olması net çalışma sermayesinin verimliliğinin yüksek olduğunu ortaya koyar.

 

Asit test oranı = (Hazır Değerler + Menkul Kıymetler + Kısa Vadeli Alacaklar) / Kısa Vadeli Borçlar

ya da

Asit-Test Oranı: Dönen Varlıklar-Stoklar / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

Asit Test oranı bir işletmenin hemen nakde dönülebilecek varlıklarının kısa vadeli yükümlülüklerini karşılama oranını gösterir. Dönen varlıklar grubunun tamamı hesaplamada kullanılmamaktadır. Likit varlıklar hesaplanırken hazır değerler, menkul kıymetler ve kısa vadeli ticari alacaklar toplamı dikkate alınmaktadır. Stoklar hesabının nakde dönüşmesi belirli bir süre alacağından hesaplamaya dahil edilmez. Asit oranının cevap verdiği soru “Stok satışı yapmadan kısa vadeli borçlar karşılanabilir mi?” şeklinde özetlenebilir.

Asit Test Oranı sonucunda şirketin acil kısa vadeli yükümlülüklerini karşılamaya yetecek varlığının olup olmadığı belirlenmiş olur. Özet olarak, oldukça önemli bir likidite göstergesidir. Asit oranının 1’den küçük olması şirketin likidite problemi yaşayabileceği şeklinde yorumlanırken, oranın “1” olması yeterli görülür. Yine de sektörel özellikler gözardı edilmemelidir. Örneğin, perakende gıda sektöründe stoklar kısa vadeli varlıkların önemli bir bölümünü tutar ve işletmenin stok satışı yapmadan kısa vadeli yükümlülükleri karşılaması beklenmeyebilir.

SPK 2014 Sorusu: “Dönen varlıkları 34.565.000, kısa vadeli borçları 19.870.000 ve stokları 7.245.000 TL olan bir işletmenin asit test oranı yaklaşık kaç TL’dir?

Cevap: (34.565.000 – 7.245.000) / 19.870.000 = 1,37

Ünlü ingiliz matematikçi ve ekonomist Frank P. Ramsey tarafından ileri sürülmüştür. Kısaca vergilerin esnekliği düşük mallardan alınması gerektiğini savunur.vergiler, kimden yada neyden alınırsa alınsın topluma belirli bir dara kaybına başka bir değişle sosyal refah kaybına neden olur ve deadweight loss’a sebebiyet verir. Bunun istisnası kelle başına alınan vergilerdir. Ramsey tüketim mallarına koyulan vergilerin fiyat esnekliği düşük olan mallara konulmasını önermektedir. Böylece kaybedilen sosyal refah minumuma indirilebilecektir. Ancak siyasi kaygılardan dolayı günümüzde pek tercih edilmeyen vergi türüdür.

Kredi türevlerinin en çok kullanılan türü olan kredi temerrüt swapı, tahvil, kredi gibi finansal varlıkların temerrüde düşme riskini, belirli bir prim ödemesi karşılığında diğer tarafa transfer edilmesini sağlayan bir finansal sözleşmedir. Kredi riskinin yönetiminde kullanılan teminat alma, kredi limitleri koyma, çeşitlendirme, menkulleştirme, kredilerin satılması gibi geleneksel yöntemlerin dışında, daha etkin bir yöntem olan kredi temerrüt swaplarının kullanımı hızla artmaktadır.

Talebin fiyat esnekliği, tüketicilerin, belirli bir fiyattan talep ettikleri miktar, her mal ya da hizmet için farklı olduğu gibi, fiyat değiştiği zaman talep edilen miktardaki değişme olarak gösterilen tepki de her mal için (hatta bir mal için farklı fiyatlar düzeyinde) farklıdır.

Fiyat değişikliği karşısında, tüketicilerin bu değişikliğe karşı satın aldıkları miktarı değiştirmek şeklinde gösterdikleri tepkinin şiddeti (ya da duyarlılık derecesi) talebin fiyat esnekliği ile ölçülür ki buna, kısaca talep esnekliği de denir. Bu esneklik bir katsayı ile ifade edilir.

Talep esnekliği, bir malın fiyatında belli oranda bir değişme olması du­rumunda o mala olan talebin değişme oranını ifade eden bir kavramdır. 

E= DM/M : DF/F

Burada (M) talep edilen mal miktarını, (AM) talep edilen mal miktarın­daki değişmeyi, (F) fiyatı, (AF) ise fiyattaki değişmeyi göstermektedir. Talep edilen mal miktarındaki oransal değişmeyi (AM/M), fiyattaki oransal değiş­meyi (AF/F) göstermektedir.

E=    Talep edilen mal miktarındaki % sel değişme
             Mal fiyatındaki % sel değişme

Örneğin fiyatı 300 bin TL/kg iken bir pazarda günde 500 kg muz satılıyorken fiyatı 400 bin TL/kg’a çıktığında 300 kg muz satılabiliyorsa muz ta­lebinin fiyat esnekliğini bulup yorumlayalım.

F1= 300 bin TL/kg,            F2= 400 bin TL/kg
M^ 500 kg                       M2=300kg
AM= M2 – Mt = 300 – 500 = -200
AF= F2– F1 = 400 – 300 = 100
e= DM/M1 : DF/F1

e= -200/500:100/300 = -1,2

(-) işareti mal fiyatındaki artışın talep miktarını azalttığını yâni iki kavram arasında ters yönde ilişki olduğunu göstermektedir. (Talep Kanunu)

1,2 katsayısı ise, fiyatlardaki her % 1 lik artışın talep miktarını daha faz­la, % 1,2 oranında azalttığını anlatmaktadır. O halde duyarlı (esnek) bir ta­leple karşı karşıyayız demektir.

(-) katsayısını dikkate almadan e= 1,2>1 olup talebin fiyat esnekliği 1 den büyüktür diyebiliriz.

1) Firma Malına Talep

Tam rekabet piyasasında her satıcı firma, piyasa fiyatını veri olarak ka­bul etmek zorundadır. Bu yüzden tam rekabet piyasasında firma malına ta­lep eğrisi özel bir talep olup yatay eksene paralel bir doğru şeklindedir.

Burada talebin sıfırdan sonsuza kadar alacağı her değerde, fiyatın de­ğişmediği görülüyor. Bunun nedeni piyasada aynı malı arz eden (n) tane, yani çok fazla sayıda üretici olmasıdır.

2) Firma Gelirleri;

a) Toplam Gelir (TG): Bir firmanın toplam geliri piyasa türü ne olursa olsun mal veya hizmetin satış fiyatı ile satış miktarının çarpımına eşittir.

TG= F.M

Tam Rekabet piyasasında fiyat sabit olduğu için formüldeki fiyat (F) sa­bit olacak bunun sonucunda Toplam Gelir fonksiyonu pozitif eğimli bir eğri şeklini alacaktır. Bunun yanında miktar “0” olduğunda toplam gelirde “0” olacağından bu doğru orjinden başlar.

b) Ortalama Gelir (OG)

Üreticinin, talep edilen malların bir birimi başına düşen gelirini ifade eden ortalama gelir (OG), tam rekabet piyasasında satış fiyatına eşit ol­maktadır.

Sebebi tam rekabet piyasasında fiyatın veri olmasıdır. 

c) Marjinal Gelir (MG)

Üreticinin sattığı son birim maldan sağladığı gelir marjinal gelire de­nir. Tam rekabet piyasasında marjinal gelir fiyatta eşittir.

MG =DTG /D A

MG= F 

Tam rekabet piyasasında fiyata eşit olduğunu açıkladığımız ortalama ve marjinal gelir birbirine eşittir. (F=MG=OG)

KAR MAKSİMİZASYONU

Toplam kâr katlanılan toplam maliyetlerle elde edilen toplam gelirler arasındaki farktır. Bu yüzden katlanılan toplam maliyet ile sağlanan toplam gelir birbirine eşit olduğu zaman kârdan söz edemeyiz. Ancak TG>TM ol­duğunda kârdan TG<TM olduğu zaman ise, zarardan söz edebiliriz.

TK=TG-TM

TAM REKABET PİYASASINDA KISA DÖNEM FİRMA ARZ EĞRİSİ

Hatırlanacağı gibi sabit maliyetler bir firmanın üretim yapmasada katlandığı maliyetlerdir. O zaman firma en azından değişken maliyetlerini kar­şılayabildiği sürece üretimini durdurmayacaktır. İşte fiyatın ortalama değiş­ken maliyete eşit olduğu noktaya kapanma noktası adı verilir. (F=ODM) fiyat ortalama değişken maliyetin üzerinde olduğu sürece firma arz etmeye (üretim yapmaya) devam edecektir. Yani tam rekabette firma arz eğrisi marjinal maliyet eğrisinin ortalama değişken maliyet eğrisinin üzerin­de kalan kısmıdır.

image008

TAM REKABET PİYASASINDA UZUN DONEMDE FİRMA DENGESİ

Uzun dönemde firma dengesini incelemeye başlamadan önce şu iki kavramın farkını ortaya koymamız gerekir. Bunlar normal kâr ve normal üstü kârdır.

Normal kâr başabaş noktalarında söz konusudur. Başabaş noktası iki şekilde ifade edilebilmektedir.

TG=TM

OG = OM eşitliğinin sağlandığı noktalar.

Normal üstü kâr ise TG>TM olan üretim düzeylerinde söz konusudur. O zaman tam rekabet piyasasında faaliyette bulunan bir firmanın kısa dönem­de normal üstü kâr elde ettiğini söyleyebiliriz. Ancak uzun dönemde normal üstü kâr ortadan kalkmakta ve bütün firmalar normal kâr elde etmektedir. Bunun nedeni bu piyasaya giriş çıkışın serbest (mobilite özelliği) olmasıdır. Bu sayede normal üstü kârı gören diğer firmalar piyasaya girerek arzın art­masına ve fiyatların düşmesine neden olmaktadır. Böylece uzun dönem dengesinde

Fiyat= Ortalama Maliyet= Marjinal Maliyet= Marjinal Gelir eşitliği sağlanmaktadır.

Depo sertifikası, faaliyet gösterdiği ülke dışında bir borsada işlem görmek isteyen şirketlerin hisse senetlerini dayanak alan ve hisse senedi gibi işlem gören bir yatırım aracıdır.

Depo Sertifikasının Gelişimi

Yabancı menkul kıymetlerin asıllarına yatırım yapılması zahmetli olduğu kadar risklere ve gecikmelere ve yerli menkul kıymetlere yatırım yapılırken ortaya çıkmayan harcamalara neden olmaktadır.

Belirgin olan zaman, dil ve farklı gümrük engelleri ve yabancı menkul kıymetlere doğrudan yatırım yapılırken ortaya çıkan problemler, bu zorlukların üstesinden gelinmesi arzusunu yaratmıştır.

Bu amaçla; 1920’li yıllarda ABD’deki broker ve yatırımcılar tarafından Depo Sertifikaları ilk defa Amerika Birleşik Devletlerinde kullanılmaya başlanılmıştır.

Depo Sertifikası Türleri

– Sponsorlu depo sertifikaları

-Sponsorsuz depo sertifikaları

Sponsorsuz Depo Sertifikası: Sponsorsuz depo sertifikası uygulaması, ihraççı kuruluşların katılımı olmadan gerçekleştirilir. Depocu kuruluş, ihraççının katılımı olmadan sponsorsuz depo sertifikası çıkarmaktadır. Ancak depocu kuruluşun, ihraççı kuruluştan uygulama öncesinde uygulamaya karşı olmadığına dair bir onay alması gerekir.  Sponsorsuz depo sertifikası sahipleri, uygulamanın bütün maliyetlerini üstlenirler.

Sponsorlu Depo Sertifikası: Şirket gireceği yabancı ülke piyasasındaki depocu-saklama kuruluş ile bir saklama sözleşmesi imzalar, depo sertifikası ile ilgili masraflar yabancı şirkete aittir. Ayrıca depocu kuruluş, genel kurul ilanları, oy kullanma, hissedarlara açıklanan tüm duyuruları iletme ve temettülerin yerel paraya çevrilip teslimi gibi konularda depo sertifikası  sahiplerine karşı sorumludur.

Depo Sertifikası Piyasaları

Amerikan Depo Sertifikası (ADR)

Global Depo Sertifikası (GDR)

Avrupa Depo Sertifikası (EDR)

Yerel Depo Sertifikaları

Depo Sertifikasının İşleyişi

Depo Sertifikası İhraç Etmek İsteyen Firma:  Hangi piyasaya hisse senetlerinin ihraç işlemini yapacağına  ve saklama bankası seçmesi gerekip gerekmediğine karar verir.

Ulusal Saklama Kuruluşu: Kurulduğu ülke mevzuatınca sermaye piyasası araçlarını saklanmaya yetkili kılınan kurumlardan saklama faaliyetinde bulunması uygun görülen kurumlardır.

Uluslararası Depocu Banka: Saklama kuruluşu nezdinde kendi adına ve depo sertifikası sahipleri hesabına saklanan, yabancı sermaye piyasası araçlarını temsilen depo sertifikası çıkaran bankadır.

Uluslararası Takas Kuruluşu: Menkul Kıymetlerin alım/satım işlemlerinin takasının yerine getirilmesinden sorumlu olan kurumdur.